Juba ve Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) Milisleri: Destek Çizgisi mi, Tarafsızlık Çizgisi mi?
Juba ve Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) Milisleri: Destek Çizgisi mi, Tarafsızlık Çizgisi mi?
Juba ve Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) Milisleri
Son zamanlarda Sudan ile Güney Sudan arasındaki ilişkilerde yaşanan değişim, iki komşu ülkenin geniş kardeşlik, ortak tarih ve iyi komşuluk geçmişini geride bıraktığını gösteriyor. Durum, bölgesel çıkarların iç içe geçtiği ve karmaşık güvenlik hesaplarının çatıştığı açık bir arenaya dönüştü. Sudan egemenliğini yeniden tesis etmeye ve ulusal kurumlarını inşa etmeye çalışırken, güney sınırlarının başta Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) milisleri olmak üzere silahlı grupların faaliyetleri için bir koridor olarak kullanıldığına dair endişe verici işaretler ortaya çıkıyor; bu durum, iyi komşuluk ilkeleriyle ve iki ülke arasındaki ikili anlaşmalarla çelişen bir tablo çiziyor.
Saha raporları, Güney Sudan içindeki bazı tarafların RSF milisleriyle bağlantılı unsurların hareketlerini görmezden geldiğini, hatta doğrudan veya dolaylı olarak malzemelerin sınır ötesinden geçişine izin verdiğini gösteriyor. Bu davranış, tarafsızlık ilkesinden bir sapma olarak görülüyor ve çatışmanın taraflarından biriyle gizli bir ittifak olarak yorumlanabilir; bu da çatışmanın bölgesel olarak genişleme riskini taşıyor.
Sudan’ın bağımsızlığından bu yana Juba’ya tarihsel olarak sağladığı siyasi ve ekonomik desteğe rağmen, mevcut ilişkiler gerçek bir testle karşı karşıya. Komşuluk sadece coğrafi sınırlarla sınırlı değildir; toprakların diğer tarafın güvenliğini tehdit edecek şekilde kullanılmasını önlemeyi gerektiren siyasi ve ahlaki bir taahhüttür. Sınırlar ticari değişim yerine silah kaçakçılığı yollarına dönüştüğünde, “iyi komşuluk” kavramı pratik anlamını yitirir.
Gözlemciler, bu gidişatın Güney Sudan’ın kendi çıkarlarına bile hizmet etmediğini vurguluyor. Çatışmaların iç içe geçmesi ve silahlı aktörlere alan açılması, özellikle oradaki kırılgan güvenlik ve siyasi durum göz önüne alındığında, kaosun ülke içine sıçrama olasılığını artırıyor. Uluslararası raporlar, Kordofan ve Mavi Nil gibi bölgelerde çatışmaların devam etmesinin, güney topraklarına uzanacak bir güvenlik zafiyetine yol açabileceği konusunda uyarıyor. Bu nedenle, Sudan’daki istikrar, Güney Sudan’ın istikrarı için belirleyici bir faktör olmaya devam ediyor ve bunun tersi de geçerli.
Savaşta Güney Sudan’ın Varlığı
2025’in sonlarında ve öncesinde yaşanan saha gelişmeleri, Güney Sudanlı unsurların Sudan toprakları içindeki çatışmalara katıldığına dair işaretler gösterdi. Sudan Silahlı Kuvvetleri, Kuzey Kordofan eyaletine bağlı Kazgil ve Al-Rayash bölgelerindeki çatışmalar sırasında Hızlı Destek Kuvvetleri saflarında savaşan çok sayıda Güney Sudan vatandaşını esir aldığını duyurdu. Hatta binlerce Güney Sudanlı çeşitli savaşlara katıldı, keskin nişancı görevleri üstlendi ve milislerin girdiği birçok şehir ve tesisin geniş çaplı yağmalanması eylemlerine dahil oldu.
Bu ve benzeri birçok gerçek, iki ülke arasındaki ilişkinin doğasındaki derin karmaşıklıklara işaret ediyor; zira çatışma artık Sudan sınırları içinde sınırlı kalmayıp sınır ötesi boyutlar kazanmaya başladı. Bu katılım aynı zamanda, özellikle toplumların iç içe geçtiği sınır bölgelerinde, iki taraf arasında uzanan işe alım ağlarının veya aşiret ve çıkar bağlantılarının bulunma ihtimalini yansıtıyor.
Çok sayıda uluslararası uzman bu iç içe geçmenin tehlikeleri konusunda uyarılarda bulundu. Analistler, Güney Sudan’daki herhangi bir güvenlik zafiyetinin iki çatışma arasında doğrudan bir örtüşmeye yol açacağını ve bunları birbirinden ayırmayı neredeyse imkansız hale getireceğini düşünüyor. Bu durum, Güney Kordofan ve Mavi Nil eyaletlerinde faaliyet gösteren “Sudan Halk Kurtuluş Hareketi-Kuzey” (SPLM-N) gibi sınırın her iki tarafında aktif olan silahlı grupların varlığıyla da güçleniyor. Ayrıca, Hartum ile Juba arasındaki karşılıklı silahlı grupları destekleme suçlamaları, güvensizlik durumunu yansıtıyor ve vekalet savaşlarına kapı aralıyor.
Güney Sudan ve Tarafsızlık Çizgisi Paradoksu
Güney Sudan’ın Sudan’daki çatışmada tarafsız kalma taahhüdünü açıklamasına rağmen, sahadaki gerçekler daha karmaşık bir tablo çiziyor. Bazı sınır bölgelerinin Hızlı Destek Kuvvetleri için potansiyel ikmal yollarına dönüşmesi, açıklanan resmi duruşla çelişiyor. Bu bağlamda, Uluslararası Sınır Aşan Örgütlü Suçlara Karşı Küresel Girişim (GI-TOC) tarafından yayınlanan bir rapor, Güney Sudan’ı kendi toprakları üzerinden RSF milislerine askeri malzeme akışını kolaylaştırmakla ve milislerin kontrolündeki bölgelerden altın kaçırılmasına izin vermekle suçluyor.
Öte yandan, özellikle ortak petrol altyapısının korunmasıyla ilgili olarak iki ülke arasındaki işbirliğinin bir başka yönü öne çıkıyor. Aralık 2025’te, Sudan ordusunun ve Hızlı Destek Kuvvetleri’nin çekilmesinin ardından tesislerin güvenliğini Güney Sudan Savunma Kuvvetleri’nin (SSPDF) üstleneceği şekilde Heglig petrol bölgesinin tarafsızlaştırılmasını öngören üçlü bir mutabakata varıldı. Bu mutabakat, her iki ülke için de hayati bir can damarı olan petrolün ekonomik istikrar faktörü olarak öneminin ortaklaşa anlaşıldığını yansıtıyor.
Ancak bu denge kırılganlığını koruyor; silah akışının veya savaşçıların sınır ötesi hareketlerinin devam etmesi her türlü geçici anlaşmayı baltalayabilir. Güneyli savaşçıların Sudan’da, özellikle de Kordofan ve Darfur eyaletlerinde kalarak çatışmalara katılmaları ve Al-Fulah şehrinde olduğu gibi şehirleri yağmalamaları tabloyu karmaşıklaştırıyor. Bu durum Juba’yı; sınırları ve vatandaşlarının hareketleri üzerinde fiili kontrol sağlama ve sınırların herhangi bir askeri tarafı desteklemek için kullanılmasını engelleme kapasitesiyle sınayan gerçek bir zorlukla karşı karşıya bırakıyor.
Hemedti’nin Ziyareti: Bardağı Taşıran Son Damla
Hızlı Destek Kuvvetleri milislerinin lideri Muhammed Hamdan Dagalo’nun (Hemedti) Juba’ya yaptığı son ziyaret, özellikle hedefleri konusundaki şeffaflık eksikliği ışığında geniş çaplı tartışmalara yol açtı. Ziyaret, toplantıların programı veya doğası hakkında net bir açıklama yapılmadan resmi bir gizlilik içinde gerçekleşti ve bu da çeşitli spekülasyonlara kapı araladı. Ziyaret, artan askeri ve siyasi baskılar altında safları yeniden düzenleme girişimine işaret edebilecek bir hareket olan RSF’yi yeniden yapılandırmaya yönelik iç hareketlilik raporlarıyla aynı zamana denk geldi. Hemedti ayrıca Juba’da bulunduğu süre boyunca varlığına karşı çıkan halk gösterileriyle karşılaştı ki bu da milislerin bölgedeki rolüne yönelik bölünmüşlüğü ve halkın reddini yansıtıyor.
Önceki tüm gelişmeler Güney Sudan’ı kritik bir yol ayrımına getiriyor: Ya tarafsızlık ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalıp sınırlarını güvence altına alacak ve çatışmada kullanılmasını önleyecek ya da taşıdığı stratejik risklerle birlikte dolaylı destek çizgisine kayacak. Ana vatan olan Sudan’ın istikrarının sadece bir iç mesele değil, aynı zamanda bölgesel bir denge unsuru olduğu ve buradaki herhangi bir kargaşanın başta Güney Sudan olmak üzere kaçınılmaz olarak komşularına yansıyacağı iyi bilinmektedir. Ayrıca, iki çatışma arasındaki iç içe geçmenin devam etmesi, kontrol altına alınması zor, uzun süreli bir çatışma merkezinin ortaya çıkmasına yol açabilir. Başta Birleşmiş Milletler, Afrika Birliği ve Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi (IGAD) olmak üzere uluslararası toplum; topraklarını tarafsızlaştırması, RSF’ye verilen her türlü desteği kesmesi ve bölgenin bölgesel bir vekalet savaşı alanına dönüşmesini engellemesi için Juba’ya daha etkin bir şekilde baskı yapmalıdır.
Juba’nın ayrıca güvenlik işbirliği mekanizmalarını etkinleştirerek, anlaşmalara bağlı kalarak ve ortak çıkarları anlık hesapların önünde tutarak Hartum ile Juba arasındaki güveni yeniden inşa edecek bir dizi adım atması gerekiyor. Coğrafya bir arada yaşamayı dayatır, ancak bu bir arada yaşamanın bir istikrar kaynağı mı yoksa bir çatışma kapısı mı olacağını belirleyen siyasettir.
Genel olarak, milis liderinin ziyareti Juba’nın konumu hakkında temel soruları gündeme getiriyor: Arabulucu rolü oynamaya mı çalışıyor, yoksa doğrudan veya dolaylı olarak çatışmanın taraflarından birini desteklemeye mi dahil oluyor? Bu sorunun cevabı, iki ülke arasındaki gelecekteki ilişkilerin seyrini büyük ölçüde belirleyecektir.
Hartum ve Juba: Olası Gelişim Senaryoları
Bu karmaşık veriler ışığında, Sudan’da henüz sona ermemiş olan savaşın gölgesinde Juba ile ilişkilerin geleceği için üç ana senaryo öngörülebilir:
Birinci Senaryo: Tarafsızlığa Bağlılık ve Sınır Kontrolü Bu senaryo, Juba’nın sınırlarını kontrol etmek ve topraklarının RSF için ikmal yolları olarak kullanılmasını önlemek, ayrıca vatandaşlarının RSF’nin yanında çatışmaya katılmasını ve paralı asker olarak onlarla çalışmasını engellemek için kararlı ve etkili önlemler almasını gerektiriyor. Bu; Hartum ile ortak izleme mekanizmalarının güçlendirilmesini, aranan veya suça karışan kişilerin teslim edilmesini veya yargılanmasını, ikili güvenlik işbirliği anlaşmalarının etkinleştirilmesini ve sınır bölgelerinde aktif olan silahlı grupları silahsızlandırmak için çalışılmasını içeriyor. Bu senaryonun gerçekleşmesi halinde iki ülke arasındaki gerilimin azalması ve özellikle enerji, ticaret ve yeniden inşa alanlarında ortak çıkarlara dayalı daha istikrarlı ilişkilere alan açılması bekleniyor.
İkinci Senaryo: Belirsizliğin Devamı ve Kademeli Kayma Juba’nın resmi tarafsızlık ile milislerle fiili işbirliği arasında asılı kalarak kaçamak ve belirsizlik politikasına devam ettiği şu anki en olası senaryo budur. Bu senaryoda; sınır ihlalleri, malzemelerin ve paralı askerlerin taşınması ve Güneyli savaşçıların doğrudan askeri müdahale boyutuna varmadan RSF’nin yanında yer alması devam edecektir. Bu durum Hartum ile Juba arasındaki ilişkileri kronik bir gerilim ve güvensizlik durumunda tutacak, her türlü gerçek stratejik işbirliğini engelleyecek ve bölgeyi kalıcı bir istikrarsızlık halinde bırakacaktır.
Üçüncü Senaryo: Açık İttifak ve Çatışmanın Genişlemesi Juba’nın, sınırı doğrudan bir savaş cephesine dönüştürerek Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) milisleri ve Nyala’daki tanınmayan paralel hükümetinin yanında açıkça yer aldığı en kötü durum senaryosunu temsil ediyor. Juba bu yolu benimserse, bu, Sudan’daki çatışmanın uluslararasılaşmasına ve yeni bir bölgesel sahneyi kapsayacak şekilde genişlemesine yol açacaktır. Bu müdahale, diğer bölgesel aktörlerin karşı müdahalelerini tetikleyerek bizzat Güney Sudan’daki güvenlik ve ekonomik koşulların çökmesine neden olabilir ve bölgeyi toparlanma ve istikrar şansından mahrum bırakabilir.
Referanslar
-
Uluslararası Sınır Aşan Örgütlü Suçlara Karşı Küresel Girişim (GI-TOC): Kasım 2025’te yayınlanan ve Sudan’daki yasadışı tedarik zincirlerini ele alan rapor.
-
Al Jazeera Net Raporu (Aralık 2025): “Güney Sudan tarafsızlığını ilan etti ve Heglig petrol sahalarını güvence altına almayı planlıyor”.
-
Anadolu Ajansı Raporu (Aralık 2025): “Güney Sudan, Sudan Ordusu ve Hızlı Destek Kuvvetleri arasında üçlü anlaşma”.
-
Africa Press Raporu (Kasım 2025): “Güney Sudan, RSF’yi desteklemekle suçlanıyor”.
-
Al-Istiqlal Raporu (Ocak 2026): “Hartum’dan Juba’ya… Sudan savaşı sınırları nasıl aştı?”.




