Barış İnşasıBölgesel EntegrasyonBölgesel KrizlerEgemenlik ve Sınır İhtilaflarıEkonomik Coğrafya

Mali’deki BM Barış Gücü Misyonu: MINUSMA Neden İstikrarı Sağlayamadı?

Mali’deki BM Barış Gücü Misyonu: MINUSMA Neden İstikrarı Sağlayamadı?

Mali’deki BM Barış Gücü Misyonu: MINUSMA Neden İstikrarı Sağlayamadı?

Mali Çok Boyutlu Entegre İstikrar Misyonu (MINUSMA), Nisan 2013’te kabul edilen 2100 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararıyla, 2012’den beri Mali devletini sarsan derin güvenlik ve kurumsal kriz bağlamında kurulmuş ve resmi olarak aynı yılın Temmuz ayında sahaya inmiştir. Bu dönem; silahlı isyanların patlak vermesi, 22 Mart 2012 darbesi ve ardından terör gruplarının ülkenin geniş kesimlerinde kontrolü ele geçirmesiyle karakterize edilmiştir. O dönemde uluslararası toplum ve Mali makamları için organize bir uluslararası müdahale acil bir ihtiyaç olarak görülüyordu. MINUSMA’nın ilan edilen amacı; sivilleri koruyarak, kamu idaresinin geri dönüşünü destekleyerek, siyasi sürece ve kurumsal reformlara eşlik ederek ve çatışma bölgelerinde insani yardımı kolaylaştırarak Mali devletine istikrarı yeniden tesis etmede destek olmaktı.

MINUSMA’nın varlığı, kaynak ve yayılım açısından oldukça geniş kapsamlıydı. Yıllık bütçesi yaklaşık 1,2 milyar dolara ulaşan misyon, elliden fazla ülkeden gelen 15 binden fazla askeri, polis ve sivil personelden oluşuyor ve Mali’nin kuzeyi ile merkezinde yaklaşık 11 ana üste konuşlanıyordu. Bu devasa imkânlara rağmen, misyonun sonuçları büyük tartışma konusu olmaya devam etti. On yıl boyunca kalıcı bir istikrar sağlanamadığı gibi, şiddetin özellikle orta bölgelere doğru yayılmasına tanık olundu. Bu durum nihayetinde Mali makamları ile misyon arasındaki güvenin sarsılmasına ve 2023 yılında Mali’nin resmi olarak MINUSMA’nın görevine son verilmesini talep etmesine yol açtı. Bu rapor; krizin yapısal bağlamını, BM yetki sınırlarını, tıkanan siyasi süreci, yerel güven krizini ve Mali ile uluslararası ortakları arasındaki ilişkiyi yeniden şekillendiren jeopolitik dönüşümleri analiz ederek misyonun başarısızlığının temel nedenlerini açıklamayı amaçlamaktadır.


1. Derin ve Yapısal Bir Krizden Doğan Misyon

İstikrar Operasyonu Olarak Tasarlanan Bir Misyon Mali krizi; siyasi, bölgesel ve kurumsal nitelikteki bir dizi tarihsel dengesizlikle bağlantılıdır. Bu faktörler uzun yıllar boyunca birikerek, ilk büyük şokta patlamaya hazır kırılgan bir ortam yaratmıştır. 17 Ocak 2012’de ülkenin tarihindeki beşinci isyanın patlak vermesi, Mali devletinin rotasında belirleyici bir dönüm noktası olmuştur. Azawad Ulusal Kurtuluş Hareketi (MNLA) tarafından yürütülen bu süreç, dışlanmışlık ve kimlik eksenli eski anlatılara dayanarak ülkenin kuzeyini hedefleyen ayrılıkçı bir söylem geliştirmiştir. Ancak çatışma, ayrılıkçı bir sınırda kalmamış; kısa sürede Mağrip El-Kaidesi (AQIM) ve Batı Afrika Tevhid ve Cihat Hareketi (MUJAO) gibi cihatçı gruplar devreye girerek, Mali devlet yapısını radikal bir şekilde değiştirmeyi hedefleyen yıkıcı bir dinamik oluşturmuştur.

22 Mart 2012’deki askeri darbe ile durum daha da karmaşıklaşmış; ordudaki komuta zinciri bozulmuş, devlet siyasi ve idari olarak zayıflamış ve toprak kontrolü hızla kaybedilmiştir. Bu durum, silahlı grupların ülkenin merkezindeki Mopti’ye kadar ilerlemesine olanak tanımıştır. Bu tehdit karşısında Fransa, Mali makamlarının talebiyle önce Serval, sonra Barkhane operasyonlarıyla müdahale ederek Konna, Gao ve Timbuktu gibi stratejik şehirleri özgürleştirmiştir. Ancak Mali kamuoyundaki analizler, bu aşamada hassas bir noktaya dikkat çeker: Mali ordusunun o dönemde isyanın kalesi sayılan Kidal şehrine girmesine izin verilmemiştir. Bu durum, toprak egemenliğinin seçici bir uluslararası mantıkla yönetildiği algısını güçlendirmiş ve “Kidal dosyası” devlet ile dış ortaklar arasındaki gerilimin en sembolik unsurlarından biri haline gelmiştir.

MINUSMA: Devasa, Maliyetli ve Riskli MINUSMA, uluslararası toplumun Mali’nin istikrarına verdiği önemi yansıtan büyük imkânlarla geldi. 15 binden fazla personel ve yıllık 1,2 milyar dolarlık bütçe ile 11 ana üsse yayıldı. Görev süresince bu rakamlar 13.289 asker ve 1.700 polis memuruna kadar ulaştı.

Ancak bu büyüklüğüne rağmen MINUSMA, dünyadaki en tehlikeli BM misyonlarından biri haline geldi. 2013-2023 yılları arasında yaklaşık 311 barış gücü personeli hayatını kaybetti; bunların 180’den fazlası doğrudan El-Kaide ve IŞİD bağlantılı grupların saldırıları sonucu öldü. Bu yüksek kayıp oranı, misyonun geleneksel barış gücü araçlarını aşan, asimetrik bir savaş ortamında ne denli büyük risklerle karşı karşıya kaldığını göstermektedir.


2. Uygunsuz Görülen Yetki Tanımı: Terör Savaşına Karşı Barış Gücü

MINUSMA’nın sınırlı sonuçlarını açıklayan en önemli nedenlerden biri, misyonun dayandığı BM yetki tanımı ile sahadaki krizin evrimi arasındaki yapısal uçurumdur. MINUSMA, krizin hala siyasi düzenlemelerle çözülebilecek bir çatışma olarak görüldüğü bir dönemde “barış koruma” operasyonu olarak kuruldu. Ancak güvenlik durumu hızla evrildi ve tehdit, sınır ötesi hareket eden terör gruplarının yürüttüğü asimetrik bir savaşa dönüştü. Bu durum, Mali makamlarının ve halkının, BM yetkisini tehdidin boyutuyla uyumsuz görmesine neden oldu.

Çok Boyutlu Ama Dağınık Hedefler MINUSMA’nın yetki alanı; sivillerin korunması, Cezayir Anlaşması’nın uygulanması, kamu idaresinin geri dönüşü, seçim süreçlerine eşlik edilmesi ve insan hakları izleme gibi çok sayıda görevi kapsıyordu. Ancak bu geniş yelpaze, önceliklerin dağılmasına ve halk için en acil konu olan “güvenlik” dosyasında kesin sonuçlar alınamamasına neden oldu. Tehdit daha katı ve esnek bir askeri yanıt gerektirirken, misyon daha ziyade idari ve siyasi bir çerçevede kaldı.

Doğrudan “Savaşma” Emri Olmayan Bir Misyon MINUSMA bir terörle mücadele gücü olarak kurulmadı. BM Bölüm VII kapsamında yetkilendirilmiş olsa da, barış gücü operasyonlarının doğası gereği saldırgan bir güç değil, istikrarı destekleyici bir unsur olarak kaldı. Halkın terör gruplarını caydıracak bir güç beklentisi ile misyonun mevcut yetkileri arasındaki bu boşluk, misyonun güvenlik sorusuna yanıt veremediği kanaatini pekiştirdi.


3. Büyük İkilem: Güçlü ve Birleşik Bir Devletin Eksikliği

Mali krizi sadece askeri bir mesele değil, özünde bir “devlet krizi” idi. MINUSMA, ilk yıllarından itibaren istikrarın ancak devletin temel işlevlerini geri kazanmasıyla mümkün olacağı gerçeğiyle yüzleşti. Devletin olmadığı yerde, hiçbir uluslararası misyon onun yerini tutamazdı.

Kırılgan Yönetişim ve İdari Boşluk 2012 sonrası yaşanan siyasi çalkantılar, devletin uzun vadeli politikalar uygulama kapasitesini zayıflattı. Özellikle kuzey ve merkez bölgelerdeki idari boşluk, terör grupları tarafından dolduruldu. Bu gruplar vergi toplama, yargı dağıtma gibi paralel yönetim mekanizmaları kurdular. MINUSMA bu bölgelerde devletin dönüşünü desteklemeye çalışsa da, egemen bir güce sahip olmadığı için etkisi sınırlı kaldı.


4. 2015 Cezayir Anlaşması: Uygulanamayan Siyasi Dayanak

2015 yılında imzalanan Barış ve Uzlaşı Anlaşması (Cezayir Süreci), krizden çıkışın en önemli siyasi çerçevesi olarak görülüyordu. Ancak bu anlaşma, sembolik önemine rağmen uygulamada sürekli engellere takıldı.

Siyasi Karmaşıklık ve Güven Eksikliği Anlaşma, merkez ile bölgeler arasındaki ilişkiyi yeniden düzenleyen karmaşık maddeler içeriyordu. Bazı kesimler bunu uygulanması imkansız bir belge olarak görürken, diğerleri devletin birliğini tehdit eden bir risk olarak algıladı. Özellikle silahsızlanma, terhis ve yeniden entegrasyon (DDR) programlarında beklenen sonuçlar alınamadı. 3.387 savaşçının entegrasyonu hedeflenirken, fiilen çok küçük bir kısmının kaydedilmesi hayal kırıklığını artırdı.


5. Yerel Algının Bozulması ve Güven Krizi

MINUSMA’nın değerlendirmesi sadece resmi raporlarla değil, halkın günlük güvenlik tecrübesiyle şekillendi. Saldırılar sürdükçe, halkın misyona olan umudu şüpheye ve hatta suçlamaya dönüştü.

Yüksek Beklentiler ve Artan Hayal Kırıklığı Halk, 15 bin kişilik ve 1 milyar dolarlık bir gücün şiddeti neden durduramadığını sormaya başladı. Misyonun sivilleri korumada pasif kaldığı veya sadece “gözlemci” rolü üstlendiği suçlamaları yayıldı. Kurumsal iletişimin zayıflığı da eklenince, misyonun yetki sınırları halka anlatılamadı ve bu boşluk dezenformasyon kampanyalarıyla doldu.


6. Mali’nin Misyonu Sonlandırma Gerekçeleri

Mali’nin MINUSMA’nın çekilmesini talep etme kararı, yıllar içinde biriken anlaşmazlıkların sonucudur. Bamako yönetimi şu gerekçeleri öne sürmüştür:

  • Yetki Uyumsuzluğu: Misyonun terörle mücadele edememesi.

  • Gerilim Faktörü: Misyonun toplumsal bölünmeleri körüklediği iddiası.

  • İnsan Haklarının Siyasallaştırılması: İnsan hakları raporlarının devlet üzerinde bir baskı aracı olarak kullanılması suçlaması.

  • Egemenlik ve Alternatif Güç: Mali ordusunun kapasitesinin arttığı ve güvenliğin artık ulusal güçlerle sağlanması gerektiği vizyonu.


Sonuç

MINUSMA tecrübesi; barış gücü misyonlarının, tehdidin doğasıyla (terörizm) yetki tanımı uyumlu olmadığında ve güçlü bir devlet yapısıyla desteklenmediğinde devasa bütçelere rağmen kalıcı istikrar üretemeyeceğini göstermiştir. 2023 yılında başlayan çekilme süreciyle birlikte Mali, güvenliğini kendi ulusal imkanlarıyla sağlama yolunda yeni bir stratejik döneme girmiştir. BM ile iş birliği bitmemiş olsa da, artık bu ilişki Mali’nin egemenlik önceliklerine ve sahadaki yeni gerçekliklere göre yeniden tanımlanmaktadır.

كاتب

İlgili Haberler

Başa dön tuşu